<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Odeon arşivleri - Servet-i Fünun Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.servetifunundergisi.com/etiket/odeon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.servetifunundergisi.com/etiket/odeon/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Oct 2019 17:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-70/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-70</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmed İhsan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2016 12:27:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Bayezid Sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin ve Japon Mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[Karamürsel Çuka Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=22528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan mağfiretiyle, bereketiyle geldi. Şehrimizin heyet-i umumiyesindeki manzara derhal değişti: İstanbul’un esbab-ı zinet-i hususiyesinden olan o narin ve zarif minareler, geceleri zılam-ı kesif içinde enzar-ı temaşagerandan kendini gizlerken –hulul-i Ramazan’ın</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-70/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ramazan mağfiretiyle, bereketiyle geldi. Şehrimizin heyet-i umumiyesindeki manzara derhal değişti: İstanbul’un esbab-ı zinet-i hususiyesinden olan o narin ve zarif minareler, geceleri zılam-ı kesif içinde enzar-ı temaşagerandan kendini gizlerken –hulul-i Ramazan’ın tesir-i kutsiyetiyle- semada birer halka-i ziya-feşan teşkil etmek üzere tenevvür eyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorum, muharrir-i musahabekârınızın her vakitten ziyade Ramazan’da söylediklerini dinlemek, hislerine iştirak eylemek istersiniz. Şehrimizin Ramazan menazırını gördükten sonra acaba </span><i><span style="font-weight: 400;">Servet-i Fünun </span></i><span style="font-weight: 400;">postacısı da şu seyrettiklerimiz için ne yazacak dersiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mah-ı mübareğin ilk günlerinde “menazır-ı Ramazaniye”yi nazar-ı tetkikten geçirirken hep bu ciheti düşünüyordum. Defter-i hatırata ufak tefek işaretler vaz etmek şartıyla Ayasofya’dan Fatih’e kadar yaptığım bir cevelanda zemin-i musahabe teşkil edecek iyi sermaye buldum diye seviniyordum. Yok yok! Ne derlerse desinler İstanbul’un Ramazanlığı hiç de her sene yeknesak değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lakin uzun gecelerde sahuru getirmek de ne kadar müşkil. Şehzadebaşı bize bu hususta iyi yardım eyliyor ama yine nafile. Artık tiyatroları saat 3’te başlatıp 11’e kadar sürmeye teşvik etmek biraz güç olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ramazan’da evvel müşahede edilen mutedil, müsait havaların devamını pek arzu eyliyorduk ama kış yine hükmünü icraya başladı. Hele Pazar günü ikindiden sonra Ramazan cevelanına ibtidar edenler –boş midelerin tesiri de inzimam ederek- şiddet-i burudeti pek iyi hisseyliyorlar, Beyazıt sergisini bir defadan fazla dolaşmaya muktedir olamıyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşittiğimiz o Çin ve Japon mağazası buradan ilerideydi. Aksa-yı şark yadigârları içinde o kadar şayan-ı hayret bir şey göremedik. Birtakım kitap-füruşlarla “tiryaki” levazımı satanlar arasında yolumuzda devam ederek dışarı çıktığımız vakit ise şimal rüzgârı daha sert esmeye başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-70/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-18/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-18</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmed İhsan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2016 12:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Bayezid Sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin ve Japon Mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[Karamürsel Çuka Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=24439</guid>

					<description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-18/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-18/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhbirimizden Mektup</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhbirimizden-mektup</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris Muhbiri]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2017 10:25:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=23345</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Teşrinevvel 1312 Teşrinievvel Paris için bir mevsim-i teceddüt, bir mevsim-i feyzdir. Bu garip diyarın hazanı bahardır. Bir bahar-ı sunidir. Çünkü debdebe, alayiş, taravet, hasılı hayat, hayat-ı medeniyet o zaman</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup/">Paris Muhbirimizden Mektup</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">1 Teşrinevvel 1312</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teşrinievvel Paris için bir mevsim-i teceddüt, bir mevsim-i feyzdir. Bu garip diyarın hazanı bahardır. Bir bahar-ı sunidir. Çünkü debdebe, alayiş, taravet, hasılı hayat, hayat-ı medeniyet o zaman yenileşir, yeniden başlar. Yaz âdeta bir şitaya benzer ve sokaklarda halk azalır ki ağaçlardan yapraklar dökülür gibidir. Dersler, müsamereler, eğlenceler, oyunlar kapanır ki âdeta meyveler tükenir demektir. (…)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup/">Paris Muhbirimizden Mektup</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhbirimizden Mektup</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup-6/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhbirimizden-mektup-6</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Paris Muhbiri]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2017 09:26:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=27547</guid>

					<description><![CDATA[<p>(&#8230;) Daha yakınlara gelirsek Odeon var ki bu âdeta her türlü şümulüyle bir mekteptir. Bir mekteb-i edeptir. Bu seneki cetveline bak, perşembe günleri öğleden sonra neler arz eyliyor. Ta tiyatronun</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup-6/">Paris Muhbirimizden Mektup</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>(&#8230;)</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha yakınlara gelirsek Odeon var ki bu âdeta her türlü şümulüyle bir mekteptir. Bir mekteb-i edeptir. Bu seneki cetveline bak, perşembe günleri öğleden sonra neler arz eyliyor. Ta tiyatronun mebdeinden başlıyor. Yunanilere kadar çıkıyor. Evvela Aşil’in [Aiskhylos] “İraniler” [Persler] oyununu oynuyor. Bu oyuna, bu esere, bu müellife dair iptida-yı emirde uzun bir takrir var. </span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhbirimizden-mektup-6/">Paris Muhbirimizden Mektup</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-44/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-44</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 16:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Karnaval]]></category>
		<category><![CDATA[Konfeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kumpanya]]></category>
		<category><![CDATA[Maşkara]]></category>
		<category><![CDATA[Mevsimler]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Serpantin]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=33656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karnaval maskarası, maskesiyle bu sene mutadından ziyade sürdü. Şu eğlencelerin geçen pazar son günü olmak lazım gelirken bu cumartesi gecesi bile Odeon’da balo veriliyordu. Zahir bi-vakt olmasındandır ki baloya Müsamere-i</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-44/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Karnaval maskarası, maskesiyle bu sene mutadından ziyade sürdü. Şu eğlencelerin geçen pazar son günü olmak lazım gelirken bu cumartesi gecesi bile Odeon’da balo veriliyordu. Zahir bi-vakt olmasındandır ki baloya Müsamere-i Sanatkârane adını verdiler. Hele ondan evvelkini karnavalın hal-i ihtizarı diye ilan eylediler. Son demine gelip –ilan sahibinin yazdığı gibi- firaş-ı ihtizara düşen eğlenceleri görmek tabii her müştak-ı zevk ü sefada bir arzu uyandıramaz. Onun için renkli, şevkli ilan varakaları balolara çokluk müşteri celb edemedi. Havanın son derece letafetiyle beraber Beyoğlu’nda Doğruyol Caddesi bir hafta evvelki fevkalade asar-ı zevki gösteremedi. Hâlbuki karşı yakanın karnaval eğlencelerinde bu sene gibi germî çoktan beri görülmemişti. Mesela geçen pazar günü o ne kalabalık, o ne neşeydi! Külahlı davullu envaî çeşit maskaralar sokakları, kaldırımları bir baştan bir başa doldurmuş halk arasında geçebilmek için şaklabanlığı on kat etmeğe mecbur oluyorlardı. Kahvehaneler, gazinolar alelhusus balolar hani şu eski tabir yok mudur, iğne atsan yere düşmez derler, bu sözün sahihan mahal-i tatbikiydi. Lakin inşirah bulmak eğlenmek için toplanan şu heveskâran-ı zevk ü safa arasına iğne atılır mı ya? Bereket versin, onların başından aşağı dökmek için o ufacık ama pek ufacık kâğıt parçalarından yapılmış mütelevvin konfeti icat olunmuş. Bakınız, taze çehresini bir siyah kadife parçası arkasına gizleyip onun ufacık iki deliğinden fırlayan enzar-ı neşve-darıyla her yanından geçenin kalbini tatlı tatlı gıcıklayan şu güzel kadının mücella omuzlarından aşağı bir avuç o baran-ı rengareng-i yabisten dökmek, o mütelevvin parçaların saçlar içinde, korse arasında, esvabın kıvrımlarında mevcelendiği kendinin de üzerine gelen bu hücum-ı sevda-perveraneden işvebazane bir tavır ile kaçtığını seyretmek hoşa gitmez mi? Ya o serpantinler, bir taraftan bir tarafa fırlatılıp atılan, çıktığı elden gittiği yere kadar rengin, rakik bir hat resmeden o ince kâğıtlar rakkaseleri sağdan soldan ihata ettikçe ne kadar zarif bir levha teşkil eyler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konfetilerin, serpantinlerin icadı pek eski değil, lakin çabuk taammüm etti. İçlerinde sahib-i lisan olanlar da var. Evet, müteaccip olmayınız, konfetinin söz söyleyeni demek istiyorum. Geçen hafta refik-i muhteremimiz </span><i><span style="font-weight: 400;">Sabah</span></i><span style="font-weight: 400;"> gazetesinde, bir konfeti kendi sergüzeştini yazmamış mıydı ya? Varakpare fabrikanın o cesim kâğıt hamuru kazanından bida’ ile nasıl konfeti haline girdiğini, kutular içinde dükkâncıdan dükkâncıya memleketten memlekete nasıl gezdiğini, nihayet bir baloda zarif bir el tarafından nasıl savrulup atıldığını, sonra oranın hava-yı har ve ziyadarı içinde biraz temevvüçten sonra bir erkeğin gömleği içinde ne yolda ahz-ı mevki eylediğini pek güzel hikâye etmiş. Hele kendi yüzünden hanede beyle zevcesi arasında çıkan münazaa fıkrası konfeti sergüzeştini okuyanları hep güldürmüştü. Konfetinin kendi tarihçe-i hayatını böylece – tabii yalnız gazetesi sütununa geçirecek kadar ketum- bir muharrire hikâye etmiş olduğunu arkadaşlarımdan birine anlatırken o da başından geçen aynı böyle bir vakayı nakletti. O zavallı da balo müzeyyenatından birine mahrem-i esrar olmuş, ama kendine tevdi-i sır edenin hayatı o renkli kâğıt parçası kadar hükümsüz değilmiş. Meğer arkadaşım bir gece kolunda gezdirdiği matmazelin arkasındaki tül esvapla konuşmaya yol bulmuş. O esvaptan tekmil beş senelik tercüme-i halini öğrenmiş. Öğrendikçe hayretten hayrete düşmüş. Nasıl düşmesin ki? Maskesi altında kendine gâh naz u istiğna gâh latife ve istihza gösteren sevimli kızcağızın sırtındaki esvap bile kiraymış. Sahibi olan dükkâncı tam dört senedir karnaval mevsimlerinde elbiseyi defaatle böyle nazeninden nazenine icar edermiş. O sayede zavallı esvap sırttan sırta dolaşır, mesela bir akşam etine dolgun, harekâtı ciddi bir madamın sırtında gezdikten sonra ertesi gece vücudu narin, civa gibi müteharrik bir işve-saz-ı şabede-bazın zebun-ı heva ve hevesi olurmuş. Bazen müracaat edenin vücuduna göre genişler, daralır; bazen uzanır, kısalırmış. Bunlar zavallı esvabın çektiklerinden bir kısmı. Hâlbuki daha öyle zahmetlere düşmüş, öyle şeyler görmüş ki sergüzeştini dinleyen zat bile bana hikâye etmeye yetişemedi. Nerede kaldı ben size yazabileyim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Musahabe-i mutademizde size yazacak zevk-i averane haberlerden biri de Beyoğlu’na bir Fransız tiyatrosu gelmiş olmasıdır. Yeni kumpanya Mösyö Kristiyan ve Madam Darbeli’nin taht-ı idaresindedir. Bunlar mevsim-i şitanın bidayetinde bir kere daha şehrimizden geçmişti. Kumpanya bu defa oyuncularını ikmal ederek erbab-ı temaşayı cidden memnun edeceğini vaat eyliyor ve bize –ilan varakalarında- düzinelerle oyun esamisi sayıyor. Cumartesi akşamı ve dün gece Emil Zola [Emile Zola]’nın Terez Raken [Therese Raquin]’i oynandı. Tiyatro biraz kalabalıkmış seyredenler, biraz sıkıntılı fakat hoş bir oyun seyreyledik, diyorlar. Bir başka musahabetimizde bizim de göreceğimiz piyesler hakkında malumat veririz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahval-i havaiyede malumatları olduğunu iddia edenler de bu sene baharın çabuk geleceğini, sürekli olacağını söylüyorlar. Yine bu adamlardan kış iptidasında “Yapraklar ağaçların tepesinden dökülüyor, kestane bol oluyor, onun için kış şiddetli geçecek.” rivayetini işitmiş, evvelemirde çokluk ehemmiyet vermemiştik. Ama nasıl şiddetli soğuklar gördüğümüzü unutmak kabil olmadığı için şimdi kemal-i hulusla bahar hakkında verilen haber sahih olsun duasını eyliyoruz.</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-44/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/33773-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=33773-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2019 00:56:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamidiye Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kumpanya]]></category>
		<category><![CDATA[Leduc Mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[Madalya]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Opera]]></category>
		<category><![CDATA[Orkestra]]></category>
		<category><![CDATA[Pesiholi Biraderler]]></category>
		<category><![CDATA[Ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Supplement Politique]]></category>
		<category><![CDATA[Tepebaşı Tiyatrosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=33773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eyyam- baride bir türlü ayrılmak istemiyormuş gibi geçen hafta olanca şiddetiyle bir daha ziyaretimize geldikten sonra hele Mart dokuzundan beri açık havalara kavuştuk. Bu havalara sahihan hasret kalmıştık. Şu tahassür</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/33773-2/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Eyyam- baride bir türlü ayrılmak istemiyormuş gibi geçen hafta olanca şiddetiyle bir daha ziyaretimize geldikten sonra hele Mart dokuzundan beri açık havalara kavuştuk. Bu havalara sahihan hasret kalmıştık. Şu tahassür tam altı ay imtidad eden fasl-ı şitanın zebun-ı gam ve kasaveti kalmış bütün İstanbul halkında olduğu için havada biraz asar-ı küşadegî görünce müteşemmis sokaklar, zümrüdin kırlar derhal tenezzühkâran ile doluyor, herkes çehresine, vücutlarına akseden güneş ziyalarını sanki deraguş eyliyor gibi son derece münbasit bulunuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derece-i inbisatı hakikaten germi bulunan bazı erbab-ı zevk ve safanın Cuma günü şimalden doğru gayet sert ve soğuk olarak esen rüzgâra bile ehemmiyet vermeyerek arabalarını Kâğıthane’ye kadar indirdikleri temin ediliyorlar. Hâlbuki o gün Kâğıthane tepelerini bilmem ama Beyoğlu’nun yüksek ebniyeli dar sokaklarında bile şiddetli poyraz insanı fena halde kavuruyordu. Onun için bu metanet-i zevk-perveraneyi takdir etmeyiz fakat muahezeye de hiç hakkımız yoktur. Keyiften bahis olunuyor mu ya?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havaların müsaidatını gördüğümüz hafta zarfında asıl keyif, iki gece Odeon Tiyatrosu’nda tecelli etti. Sadasının güzelliği, fevkaledeliği ve tesiriyle Avrupa’da hakikaten teferrüd etmiş olan Madam Hirakle Darkle o geceler Beyoğlu halkını da mest-i şevk ve garam eylemiş, sadasını dinleyenlerin hafızalarında silinmez bir hatıra bırakarak ertesi gün İtalya’nın yolunu tutup gitmişti.  (&#8230;)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/33773-2/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-45/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-45</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2019 00:58:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamidiye Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kumpanya]]></category>
		<category><![CDATA[Leduc Mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[Madalya]]></category>
		<category><![CDATA[Odeon]]></category>
		<category><![CDATA[Opera]]></category>
		<category><![CDATA[Orkestra]]></category>
		<category><![CDATA[Pesiholi Biraderler]]></category>
		<category><![CDATA[Ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Supplement Politique]]></category>
		<category><![CDATA[Tepebaşı Tiyatrosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=34307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ertesi gece Tepebaşı Tiyatrosu’nda Balıkesir mesaib-i zedeganı menfatine olarak Fransız Komedi Kumpanyası’nın verdiği oyun dahi mükemmeldi. O gece tiyatronun kâffe-i hasılatı müstecirleri olan Pesiholi biraderler tarafından Balıkesir hareket-i arzında zarar-dide</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-45/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ertesi gece Tepebaşı Tiyatrosu’nda Balıkesir</span> <span style="font-weight: 400;">mesaib-i zedeganı menfatine olarak Fransız Komedi Kumpanyası’nın verdiği oyun dahi mükemmeldi. O gece tiyatronun kâffe-i hasılatı müstecirleri olan Pesiholi biraderler tarafından Balıkesir hareket-i arzında zarar-dide olan biçaregana terk edilmiş ve lütfen şehremini devletlü Paşa Hazretlerinin zir-i himayelerine alınmıştı. Tiyatroda bütün mevkiler satılmış, salonun her tarafı mükemmelen tezyin kılınmıştı. Perde açılınca bahçenin belediye mızıkası heyeti yeknesak</span> <span style="font-weight: 400;">kırmızı çizgili elbisesiyle Hamidiye marş-ı alisini müteakip Lohengrin’den bir parça çaldılar. Ondan sonra </span><i><span style="font-weight: 400;">Yüzbaşı T.. Hiddeti</span></i><span style="font-weight: 400;"> ünvanlı komedi başladı. Bu üç perdelik oyunda bir gülmektir devam eyledi. Garibi şurası ki âlemi güldürmekte son derece ihraz-ı muvaffakiyet eden Abdürrezzak Efendi bile locada oyunun tercümesini yanındakilerden dinleyip muttasıl gülüyordu. Bu üç perdelik oyunu Fransa eazım-ı şuarasından Andre Torya [Andrea Doria]’nın manzum bir eseri takip eyledi. (…)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-45/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
