<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Gazetesi arşivleri - Servet-i Fünun Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.servetifunundergisi.com/eserler/istanbul-gazetesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.servetifunundergisi.com/eserler/istanbul-gazetesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Jan 2019 10:03:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-36/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-36</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 20:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Bahr-ı Sefid]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Paskalya]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyah]]></category>
		<category><![CDATA[Şimendifer]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[Vapur]]></category>
		<category><![CDATA[Vapur Kazası]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=31631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz geldi, kışı geçirdik diye sevinirken, güç bela aşırdığımız bir misafirin güya bir söz daha söylemek, bir iltifat daha etmek üzere merdiven başından geri dönmesi gibi bu hafta eyyam-ı baridenin</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-36/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yaz geldi, kışı geçirdik diye sevinirken, güç bela aşırdığımız bir misafirin güya bir söz daha söylemek, bir iltifat daha etmek üzere merdiven başından geri dönmesi gibi bu hafta eyyam-ı baridenin avdet eylemesi doğrusu pek canımızı sıkmıştı. Mart&#8217;ta görmediğimiz soğuklar, mevsim-i bahara şaşasıyla dâhil olan nisanın bidayetinde tekerrür edince kışlık esvaplar bir daha meydan aldı, fasl-ı medid-i şitada yana yana dolmuş, tıkanmış, sanki metrukiyetten mütevellit gibi bir vaziyet-i hazin almış olan sobalar, bir son dest-i nevaziş daha gördü. Tekrar ateşlendi. Biz de ısındık. İyi ama herkes fikr-i dur-endişane ile sobaları muhafaza etmedi. Hatta eşyasını toparlayıp yazlık köylere gidenlerimiz bile var. Onların yeni yapraklanan ağaçlara, gittikçe letafet-i levni artan zümridin çayırlara karşı gayr-ı mahfuz odalarında tedarik eyleyebildikleri mangal ile ısınmaya uğraşmaları sahihan gülünecek ve biraz da acınacak manzara teşkil eder. Hekim kimdir, başına gelen diye bir darb-ı mesel vardır ya? Mart&#8217;ın latif havalarına aldanıp göç etmek bir kere benim de başıma gelmiştir. Güya gittikten sonra üç dört gün aman ne isabet eyledik diye sevinirken poyraza dönen rüzgârların getirdiği soğuk öyle ciğerlerimize işledi ki tarif edemem. İnsanı ancak yazın barındıracak kadar düzgün çerçeveli odamızı kömür ateşi ile ısıtmaya çalışarak mangal başında tiril tiril titrerken hep karşımızdaki bir köşkün sobasından çıkan keyifli dumana mütehassirane hasudane bakardık. Vakıa o köşktekiler bütün kışı köyde geçirdikleri gibi o zaman sitte-i sevir soğuğuna dahi sobalarının hararetiyle mukabele eyliyorlardı. Fakat hatırlarına getirmiyorlardı ki karşılarından pembe boyalı köşkte bir ev halkı ufacık kahve mangalına doldurdukları ateşin etrafına toplanmışlar, mütehassirane sobalarından savrulan beyaz dumana nasb-ı nigâh ediyorlar. Hele ben mangal başındaki çocukların o dumanı temaşadan sonra bir de bana atf-ı nazar eyledikleri zaman o nazarlarda bir itab-ı sakitane buluyor, herkesten ziyade sıkılıyordum. Evet, takvimlerde eyyamın karşısında “kasım” işareti bulundukça kışlık odun ayırılmak caiz değil, ruz-ı hızır başlayınca soğuk korkusu kalmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-36/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-37/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-37</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 20:33:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Bahr-ı Sefid]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Paskalya]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyah]]></category>
		<category><![CDATA[Şimendifer]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[Vapur]]></category>
		<category><![CDATA[Vapur Kazası]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=31633</guid>

					<description><![CDATA[<p>(&#8230;) İdare-i mahsusanın da yakında ıslah-ı ahval eyleyeceğini işitiyoruz. Kariben yeni bir vapur daha mübayaa olunup İstanbul’a müteveccihen Londra’dan yola çıkacak diyorlar. Üç dört sene evvel de böyle vapurlar mübayaa</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-37/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İdare-i mahsusanın da yakında ıslah-ı ahval eyleyeceğini işitiyoruz. Kariben yeni bir vapur daha mübayaa olunup İstanbul’a müteveccihen Londra’dan yola çıkacak diyorlar. Üç dört sene evvel de böyle vapurlar mübayaa eylediler, limanımıza geldi. Fakat yeni geldikleri zaman şirket-i hayriye vapurlarına gıbta-bahş oldukları hâlde şimdi piyade kayıkların sürati bile onlara gıbta-ferma oluyor. Bakılmayacak, tamir yüzü görmeyecek, yürümez hâle gelmeden havuza çekilmeyecek olduktan sonra yeni vapur mebayaasına ne lüzum var? Tesisat-ı nafiyada en mühim şey tamirat-ı mütemadiyedir. Tamirat olmadıktan sonra isterler ise Manş Denizi’nde işleyen saatte yirmi mil yol alır vapurlardan getirsinler!</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-37/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Musahabe-i Fenniye</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-153/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=musahabe-i-fenniye-153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Sadık [Mahmut Sadık]]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 09:52:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fen]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Kasırga]]></category>
		<category><![CDATA[Merih]]></category>
		<category><![CDATA[Tepebaşı Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Utarit]]></category>
		<category><![CDATA[Zühal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=32986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tepebaşı bahçesinden çıkanlar – Saman uğrusu mu fecr-i şimali mi? – Semada bir ziya – Paris’te aynı hâl – Antil Adaları’nda bir kasırga – Japonya’da asar-ı bürkâniye – “Vezüv” cebel-i</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-153/">Musahabe-i Fenniye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tepebaşı bahçesinden çıkanlar – Saman uğrusu mu fecr-i şimali mi? – Semada bir ziya – Paris’te aynı hâl – Antil Adaları’nda bir kasırga – Japonya’da asar-ı bürkâniye – “Vezüv” cebel-i ateş-feşanın indifaatı – Şemsin lekeleri ve ilm-i heyet erbabında telaş – Küre-i arz ve şems aralarında münasebat – Şemsin lekelerinde feveran-ı muvakkat – Müstesna ahval.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">İstanbul</span></i><span style="font-weight: 400;"> gazetesi üç hafta kadar evvel şu fıkrayı neşrediyordu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“&#8230;Cumartesi akşamı gece yarısına doğru Tepebaşı Tiyatrosu’ndan çıkanlar bir hadise-i semaviye rüyet etmişlerdir. İngiltere sefarethanesi tarafından bulutların önünde yuvarlak bir ziya müşahede edilmiştir. Bir hacer-i semavi eseri olduğu maznun olan bu ziya süratle tayy-ı mesafe ederek arkasında da muzî bir iz bırakıyordu. Kabristan sokağının üst tarafına geldiği zaman münşak oldu. Sefarethane kurbunda yaya kaldırımı üzerinden bu aralık geçenler elektrik ziyasına müşabih göz kamaştırıcı bir aydınlık içinde kalmışlar ve hacer-i semaviden buraya bir parça düştüğüne zahip olmuşlardır. Havadaki ziyanın bir kısmı Tophane’ye doğru gitmiştir. Bu hadise Beyoğlu ahalisinden o saatte sokakta bulunanların hemen kâffesi tarafından müşahede olunmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ziyanın Anadolu tarafına doğru gitmiş yahut havada dağılıp nâbedid olmuş olması memuldür. Beyoğlu’na taş düştü diye taharriyatta bulunanlar hiçbir şeye destres olamadılar&#8230;”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“&#8230;Cumartesi akşamı saat yediye doğru Paris ufkunda, garb-ı cenubi cihetinde gayet parlak, maiye çalar, kızıl bir aydınlık müşahede olunmuştur. Fransa’nın Şarter [Chartres] havalisinde de böyle bir hadise-i semaviyenin rüyet edilmiş olduğu haber veriliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Paris’te görülen ziya dübbüekber kümesine doğru gitti. Atılmış pamuk gibi bir şekil aldı. Bu hadise bir fecr-i şimaliye benzemekteydi&#8230;”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı erbab-ı dikkat bu hadiselerle Japonya’da vukua gelen asar-ı bürkâniye ve Antil Adaları’nda zuhur eden şiddetli kasırga arasında bir münasebet tasavvur etmişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerek asar-ı bürkâniyeden, gerek gayet şiddetli kasırgalardan cevv-i havanın havada seyran ve tayeran eden ufak büyük birtakım ecsam ile ve toz, toprak, taş kırıntılarıyla, zerreleriyle dolması pek mümkündür. İndifaat-ı bürkâniye ve kasırga sebebiyle hava bittabi allak bullak olarak bundan cesim dalgalar hasıl olmuş ve ecsam-ı sagireyi hamil olan bu dalgaların sevk-i riyah ile buralara kadar gelmiş olduğunu ve bu hadisat-ı semaviyeye bunların sebebiyet verdiğini farz ve tahmin edenler de olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat bazıları öyle kısa bir zaman içinde Japonya’dan, Antiller’den kasırganın sürüp getirdiği kırıntıların buralara kadar gelmesini ve bunların fecr-i şimaliye benzer hadiselere sebep olmasını baid görmektedirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ufak tefek mi? Bu aralık şems üzerinde müşahede olunan lekeler, bu lekeleri icap eden hadisat-ı tabiiye âdeta ilm-i heyet erbabını ürkütmüştür. Heyet-i şinasandan meşhur Kamil Flamaryon [Camille Flammarion] bu lekeleri temaşa için bir an rasat dürbünü başından ayrılamamaktadır. Mösyö Flamaryon geçende müşahedatı hakkında malumat vermiştir. Hilaf-ı intizar olarak şemsin lekelerinde görülen şiddet bu heyet-şinası bile düçar-ı telâşi etmiştir.</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-153/">Musahabe-i Fenniye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Musahabe-i Fenniye</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-154/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=musahabe-i-fenniye-154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Sadık [Mahmut Sadık]]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 10:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fen]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Kasırga]]></category>
		<category><![CDATA[Merih]]></category>
		<category><![CDATA[Tepebaşı Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Utarit]]></category>
		<category><![CDATA[Zühal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=32988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şemsin o mücella sathında, gözleri kamaştıracak kadar şiddetli bir ziya neşreden, katiyen lekeden ari görülen o levhada leke tasavvuru baiddir. Çıplak gözlerin dümdüz gördüğü o sathın pürüzlü, inişli yokuşlu olduğu</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-154/">Musahabe-i Fenniye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şemsin o mücella sathında, gözleri kamaştıracak kadar şiddetli bir ziya neşreden, katiyen lekeden ari görülen o levhada leke tasavvuru baiddir. Çıplak gözlerin dümdüz gördüğü o sathın pürüzlü, inişli yokuşlu olduğu teleskoplarla fark olunur. Hatta ilm-i heyete bigâne olan zevat -mesela Napolyon- güneşte leke tasavvurunun aleyhinde bulunmuş, dürbünde müşahede ettiği zaman o sath-ı mücellada gördüğü karaltıları, lekeleri dürbün camının temiz olmadığına haml ve isnat etmişti.</span></p>
<p>Şemsin lekeleri tabirinin sakat olduğu da müsellemdir. Çünkü bunlar hakikatte bir leke olmayıp belki birtakım çukurlardır. İlm-i heyet erbabı bunları huni tarzında görüyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küre-i arz da dâhil olmak üzere bütün seyyarat-ı şemsiyenin şemsten doğduğu kabul olunmuştur. Elyevm hamur hâlinde bir yığın yahut müzab ve ateşin bir kütle heyetinde bulunan şems vaktiyle kütle-i hevaiye idi. O zaman etrafından attığı parçalar küre-i arzımızla beraber Utarit, Merih, Zühal ilh&#8230; seyyaratı teşkil etmişti. Binlerce asırlardan sonra şems artık kabiliyet-i tevlit hassasını kaybetmiş yani biraz soğumuştur. Bugün küre-i arz üzerinde müşahede olunan asar-ı hayatiyenin kaffesine sebep şemsin ziya ve harareti bulunduğu, şemsin tesiratı bizim için bir menba-ı hayat olduğu müsellemdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/musahabe-i-fenniye-154/">Musahabe-i Fenniye</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
