';
371. Sayı / 1. Sayfa

Miladi Tarih: 21 Nisan 1898

Rumi Tarih: 9 Nisan 1314

İstanbul Postası

Yaz geldi, kışı geçirdik diye sevinirken, güç bela aşırdığımız bir misafirin güya bir söz daha söylemek, bir iltifat daha etmek üzere merdiven başından geri dönmesi gibi bu hafta eyyam-ı baridenin avdet eylemesi doğrusu pek canımızı sıkmıştı. Mart’ta görmediğimiz soğuklar, mevsim-i bahara şaşasıyla dâhil olan nisanın bidayetinde tekerrür edince kışlık esvaplar bir daha meydan aldı, fasl-ı medid-i şitada yana yana dolmuş, tıkanmış, sanki metrukiyetten mütevellit gibi bir vaziyet-i hazin almış olan sobalar, bir son dest-i nevaziş daha gördü. Tekrar ateşlendi. Biz de ısındık. İyi ama herkes fikr-i dur-endişane ile sobaları muhafaza etmedi. Hatta eşyasını toparlayıp yazlık köylere gidenlerimiz bile var. Onların yeni yapraklanan ağaçlara, gittikçe letafet-i levni artan zümridin çayırlara karşı gayr-ı mahfuz odalarında tedarik eyleyebildikleri mangal ile ısınmaya uğraşmaları sahihan gülünecek ve biraz da acınacak manzara teşkil eder. Hekim kimdir, başına gelen diye bir darb-ı mesel vardır ya? Mart’ın latif havalarına aldanıp göç etmek bir kere benim de başıma gelmiştir. Güya gittikten sonra üç dört gün aman ne isabet eyledik diye sevinirken poyraza dönen rüzgârların getirdiği soğuk öyle ciğerlerimize işledi ki tarif edemem. İnsanı ancak yazın barındıracak kadar düzgün çerçeveli odamızı kömür ateşi ile ısıtmaya çalışarak mangal başında tiril tiril titrerken hep karşımızdaki bir köşkün sobasından çıkan keyifli dumana mütehassirane hasudane bakardık. Vakıa o köşktekiler bütün kışı köyde geçirdikleri gibi o zaman sitte-i sevir soğuğuna dahi sobalarının hararetiyle mukabele eyliyorlardı. Fakat hatırlarına getirmiyorlardı ki karşılarından pembe boyalı köşkte bir ev halkı ufacık kahve mangalına doldurdukları ateşin etrafına toplanmışlar, mütehassirane sobalarından savrulan beyaz dumana nasb-ı nigâh ediyorlar. Hele ben mangal başındaki çocukların o dumanı temaşadan sonra bir de bana atf-ı nazar eyledikleri zaman o nazarlarda bir itab-ı sakitane buluyor, herkesten ziyade sıkılıyordum. Evet, takvimlerde eyyamın karşısında “kasım” işareti bulundukça kışlık odun ayırılmak caiz değil, ruz-ı hızır başlayınca soğuk korkusu kalmaz.

(…)