<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kabare arşivleri - Servet-i Fünun Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.servetifunundergisi.com/etiket/kabare/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.servetifunundergisi.com/etiket/kabare/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Mar 2019 23:23:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-10/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-10</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. H. [Agah Hüseyin]]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2016 12:09:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[Kabare]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=19773</guid>

					<description><![CDATA[<p>[Evvelki Nüshadan Mabad ve Hitam] 21 Nisan Sene 1312 / 3 Mayıs 1896 Lakin biliyordum ki arkadaşım en büyük romancılara zemin hazırlayacak, fikir verecek kadar memleketin bu sınıf ahalisi hakkında</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-10/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">[Evvelki Nüshadan Mabad ve Hitam] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">21 Nisan Sene 1312 / 3 Mayıs 1896</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lakin biliyordum ki arkadaşım en büyük romancılara zemin hazırlayacak, fikir verecek kadar memleketin bu sınıf ahalisi hakkında malumat sahibiydi. Eğer iktidar-ı kalemisi bulunsa da birkaç roman yazsa eminim ki eseri enafis-i asar meyanında kesb-i iştihar ederdi. Zira malum olduğu üzere bu gibi esaslara müstenit yazılacak bir roman için müellifin kamilen vakanın cereyan ettiği memleket ahalisi hakkında malumatı, vukufu, görgüsü olmak lazımdır. Yoksa bilfarz bir muharrir yazdığı eserinde İtalya haydutlarından bahsetse ve İtalya hakkındaki malumatı yalnız mekteb-i ibtidaide okuduğu coğrafya derslerinden hasıl edebildiği kadardan ibaret bulunsa tabiidir ki vücuda getireceği eser pek gülünç olur. Nitekim şu bulunduğum noktada cereyanı tasvir edilecek vakaya hakikat rengi vermek için mutlaka burayı ziyaret etmiş, yahut ariz ve amik tetkikat ve tetebbuat icra eylemiş bulunmalı; yoksa elde mevcut Paris haritasıyla ve Fransızca yazılmış birkaç romanı – o da manasını yarım yamalak – anlayarak hasıl edilmiş bir fikirle güzel bir roman vücuda getirmeyi tasavvur bile etmemelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nısfülleyli geçmişti. Her vakit bu zaman rahat rahat döşeğimde uzanmış bulunurken bu akşam gözlerimde uykudan eser bile yoktu. Gittikçe çoğalmakta bulunan şu mahal-i müdavimleri birer köşeye büzülüp uykuya vardılar. Kabare de Şifonyer’deki [Cabaret de schiffoniéres] ehl-i ihtiyacın o kabareden çıktıktan sonra nasıl zaman geçirdiklerini, ne ile meşgul olduklarını görmek istediğimden şu haydut meskeninde artık durmayarak kalktık. Yağmur devam ediyordu. Biz de tam sabahleyin saat birde gümrük memurları tarafından sadece bir muayene edildikten sonra Paris’ten içeriye girdik. İlk rast geldiğimiz mevkıftan bir arabaya atladığımız gibi doğru hallere indik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Bugün saat dörde kadar sokakta kaldığımızı, binaenaleyh tab ve tuvanımız tükenerek bihuş döşeğe düştüğümüzü söylemeye hacet bile göremem. Badema böyle bir gezintiyi ihtiyara mecbur olmayacağım için pek memnun oluyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-10/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhabirinden Mektub-ı Mahsus</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsus/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhabirinden-mektub-i-mahsus</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. H. [Agah Hüseyin]]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2016 12:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Gezinti]]></category>
		<category><![CDATA[Kabare]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=25498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nısfülleyli geçmişti. Her vakit bu zaman rahat rahat döşeğimde uzanmış bulunurken bu akşam gözlerimde uykudan eser bile yoktu. Gittikçe çoğalmakta bulunan şu mahal-i müdavimleri birer köşeye büzülüp uykuya vardılar. Kabare</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsus/">Paris Muhabirinden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Nısfülleyli geçmişti. Her vakit bu zaman rahat rahat döşeğimde uzanmış bulunurken bu akşam gözlerimde uykudan eser bile yoktu. Gittikçe çoğalmakta bulunan şu mahal-i müdavimleri birer köşeye büzülüp uykuya vardılar. Kabare de Şifonyer’deki [Cabaret de schiffoniéres] ehl-i ihtiyacın o kabareden çıktıktan sonra nasıl zaman geçirdiklerini, ne ile meşgul olduklarını görmek istediğimden şu haydut meskeninde artık durmayarak kalktık. Yağmur devam ediyordu. Biz de tam sabahleyin saat birde gümrük memurları tarafından sadece bir muayene edildikten sonra Paris’ten içeriye girdik. İlk rast geldiğimiz mevkıftan bir arabaya atladığımız gibi doğru hallere indik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsus/">Paris Muhabirinden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhabirimizden Mektub-i Mahsus</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsusa-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhabirinden-mektub-i-mahsusa-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. H. [Agah Hüseyin]]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2016 11:29:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Araba]]></category>
		<category><![CDATA[At]]></category>
		<category><![CDATA[Kabare]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Meyhane]]></category>
		<category><![CDATA[Omnibüs]]></category>
		<category><![CDATA[Pazargâh]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tramvay]]></category>
		<category><![CDATA[Velespit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=21735</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Mayıs Sene 1312 Paris Pazargâh-ı Umumiyesi ve Gezdiriciler Yarı geceye doğru tekmil tiyatrolar, konserler, sabahın ikisinde ne kadar meyhane, kabare ve kahve varsa cümlesi kapanarak Paris halkının kısm-ı azimi</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsusa-2/">Paris Muhabirimizden Mektub-i Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">1 Mayıs Sene 1312</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paris Pazargâh-ı Umumiyesi ve Gezdiriciler</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yarı geceye doğru tekmil tiyatrolar, konserler, sabahın ikisinde ne kadar meyhane, kabare ve kahve varsa cümlesi kapanarak Paris halkının kısm-ı azimi hab-ı istirahate çekilir. Bu saatte mümkün olsa da şehrin en yüksek bir yerinden sokaklara, bulvarlara, avönülere bir kuş bakışıyla bakılsa gündüz -hele akşamüzeri altı ile yedi arasında- at, araba, velespit, omnibüs, tramvay gibi vesait-i nakliyenin kesretinden naşi karşıdan karşıya geçmek için polis memurine müracaat edilip ancak onun bir işareti üzerine cevelan-ı umumi münkatı olarak tahlis-i gariban edebilmek mümkün olan sokaklarda görülecek sükunet eminim ki insanın tüylerini ürpertir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirinden-mektub-i-mahsusa-2/">Paris Muhabirimizden Mektub-i Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-5/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-5</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. H. [Agah Hüseyin]]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2018 12:16:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Alkollü İçecekler]]></category>
		<category><![CDATA[Kabare]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=25123</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Şubat sene 1311 Evvelce yazdığım mektuplarımın birinde amele hayatından bahsettiğim sırada akşam üzeri o mavi gömlekli sınıfın mevid-i telâkisi bulunan kabareler hakkında uzun uzadıya malumat vereceğimi vaat etmiştim. Filhakika</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-5/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Şubat sene 1311</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evvelce yazdığım mektuplarımın birinde amele hayatından bahsettiğim sırada akşam üzeri o mavi gömlekli sınıfın mevid-i telâkisi bulunan kabareler hakkında uzun uzadıya malumat vereceğimi vaat etmiştim. Filhakika kışın tahtessıfır on beş veya on sekiz derecede yazın ise bilakis tahammül-güzar sıcak havalarda bir binanın yedinci katında incecik bir kalas üzerinde çalışan ve hayatını bin türlü tehlikeye ilka ederek bu vechile temin-i maişet eden şu gayyur işçileri tezgah başında seyretmek kadar calib-i dikkat bir şey tasavvur olunamaz. Binde bir bile müstesnası olmadığı için diyebilirim ki bila-istisna her bir amele çalıştığı yerde paydos düdüğünü işitir işitmez başına kasketini koyduğu gibi doğru mutadı olan kabarelerden birisine can atar. Hâlbuki bu kadar mihnet ve meşakkatle kazanılan hayatı müskiratla zehirlemek muvafık-ı akıl ve hikmet olmadığından şu halin men’i esbabına tevessül olunmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Malumdur ki hayat-ı beşeri tesmim, çile-i aklı tarumar ve hanmanları perişan eden şeylerden başlıcası müskirattır.  Binaenaleyh lisanını henüz öğrenmeye başlayan bir tıfl-i nevzadın kıraat kitabında müskiratın mazarratından sekrin netayicinden başka bir şeyden bahs olunmuyor. Her yerde her memlekette buna dair mühim konferanslar veriliyor. Müskirat üzerine ağır vergiler tarh olunuyor. Sekr halinde iken ika-i cürm ve cinayet edenlerin efali gazetelerle ilan kılınıyor. Müskirat istimal etmeyenlere mahsus cemiyetler teşekkül edip bu cemiyete aza olanlar birçok tekaliften muaf tutuluyor. Pek çok imtiyazane mazhar ediliyor. Hasılı hatır ve hayale gelmedik çareler aranıp bulunuyor. Hayfa ki bu kadar tedabire bu kadar mesaiye karşı müskirat istimali taammüm ettikçe ediyor. Bu yalnız Fransa’da değil İngiltere, Almanya, Rusya, Amerika hülasa dünyanın her noktasında böyledir. Medeniyet hangi memlekete başını sokarsa ömr-i beşeri ifnaya hadim ne kadar vasıta varsa hepsini de beraber getirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-5/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-14/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-14</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. H. [Agah Hüseyin]]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2018 11:03:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünyadan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Absent]]></category>
		<category><![CDATA[Kabare]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Vodvil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=26141</guid>

					<description><![CDATA[<p>[Mabad ve Hitam] 20 Şubat sene 1311 [3 Mart 1896] On saatten beridir çalışmaktan tab ve tuvanı kalmayan biçare adamcağızlar absent kadehlerini öyle hırsla yukarıya kaldırıyorlardı ki tarif edemem. Arkadaşım</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-14/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">[Mabad ve Hitam]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Şubat sene 1311 [3 Mart 1896]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">On saatten beridir çalışmaktan tab ve tuvanı kalmayan biçare adamcağızlar absent kadehlerini öyle hırsla yukarıya kaldırıyorlardı ki tarif edemem. Arkadaşım masamızın yanında oturan birisiyle hemen muarefe peyda etti. At yarışları üzerine açtıkları bir bahiste yekdiğerine senli benli hitap eylediklerini ve arada sırada birbirlerine sille-i muhabbet aşkettiklerini görenler bunların çocukluktan beri arkadaş olduklarına hükmederlerdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yemek vaktine kadar bu adamla konuştuk durduk. Kalifornia [California] kabaresi oldukça tanınmış bir kabare olduğu için doldukça doldu. Tütün dumanı, kadeh şakırtıları ayyuka çıkıyor, göz gözü görmüyordu. İstihsal edebildiğim malumata nazaran burada günde 8000 kadeh şarap, 5000 tabak et ve senede 100 sütiye</span> <span style="font-weight: 400;">[setiers] (132 kilogram) kuru fasulye 2000 sütiye de patates sarf olunurmuş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ispirto sarrafları mest-i layakıl olunca absent kadehleri yerine fasulye tabakları gidip gelmeye başladı. Biz de üç kişi masamızı terk ettik. Maksadım amele pansiyonları içinde en ziyade tanınmış olan bir yerde yemek yemek olduğundan Palas Mober [Palais des Mober] de bir lokantaya geldik ve kapıdan girerken bir çorba bir et bir sebze bir pilavla bir dilim de ekmeğe hakkımız olmak şartıyla üçümüz için yalnız bir buçuk frank yani ellişer santim verdikten sonra içeriye daldık. Fiyatı on santim olan çorba ile yirmi santimden ibaret bulunan pirzolanın nasıl şeyler olduğu herkes tahmin edebilir. Sade suya şehriyeden yapılmış olan bu çorbayı eşek eti olduğundan asla şüphe olmayan o eti, alışık olmayanlar için aç kalmadıkça yemek kabil değildir. Bizim hatırımıza bile getirmekle gönlümüz bulanan şu şeyleri burada fakir halk kemal-i iştiha ile yiyorlar. Hatta at ve eşek eti satan kasap dükkanlarının üzerinde Boucherie Hippophogique [At Kasabı]</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">diye yazılı olduğu gibi başları beraber olduğu halde çengelleri asılı duran etlerin üste dahi</span> <span style="font-weight: 400;">mulet qualite</span><b> </b>(<span style="font-weight: 400;">ali cinsten katır eti) diye ilan bile yapıştırıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lokantadan çıktığımız vakit saat sekize geliyordu. Bu saatte eğlenmek vakit geçirmek isteyen bir amele ne yapar?” dedim; bana birçok tiyatro, konser isimleri saydılar ve Monmarter’e [Montmartre] gidersek daha ziyade eğleniriz. Mamafih tiyatrolar da görülmeye şayandır diye gidilecek mahalli bana bıraktılar. Asıl taaccübümü mucip olan cihet şurasıydı: Günde üç kazanan ve çoluk çocuk sahibi olan işçi nasıl olur da ancak iki günde kazanabildiği bir parayı bir gecede sarf edebilir. Bunun için sordum ki “Bu tiyatroların fiyatları nedir? En pahalı mevkii bir buçuk frank, en ucuzu yeri de altmış santimdir.” cevabını verdiler. “Öyle ise haydi tiyatroya!” dedim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tiyatronun önüne geldiğimiz zaman kapılar açılmış ve birçok halk birikmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkesle beraber biz de kapıların açılmasına muntazaran dolaşmaya başladık. İlana baktım. Ne görsem iyi? Madam Sanjon [Madame Sans Gene]!  Madam Sanjon [Madame Sans Gene].</span> <span style="font-weight: 400;">Üç senedir vodvil tiyatrosunda oynanıp Paris’i alt üst eden oyun! Çok şey,  demek ki bu oyunu seyretmek için laakal dört frank vermeye mecbur olan ve tabii buna muktedir olamayınca görmekten mahrum kalan halk şurada altmış santime seyredebiliyor. Memleketin edebiyatından terakkiyat-ı fikriyesinden yine haberdar oluyor. Bu aralık burada fiyat cetveline göz gezdirdim. Koltuk bir frank yirmi beş santim, sandalye bir frank, birinci galeri yetmiş beş, ikinci galeri altmış santim, avansen levhalarda adam başına birer frank olduğunu gördüm. Doğrusu ya operada on altı, Rönesans gibi pahalı bir tiyatroda yirmi franka olan şu yerin bir buçuk franka olması da sezaver-i hayretti. Onun için kapılar açılır açılmaz üç tane avansen loca fiyatı alıp içeriye girdik. Tiyatro haricen süslü olduğu gibi dâhilen de güzel tefriş ve tezyin edilmişti dersem sözlerime inanınız. Kapıdan girip de her tarafı yıldızlar içinde ziya-i elektrikî ile tenvir edilmiş gördüğüm zaman hayran olmaktan kendimi alamadım. İlk işim etrafı nazar-ı teftişten geçirmek oldu. Localarda koltuklarda dekolte kadınlar fraklı erkekler yerine bakkal kasap gibi mahalle ahalisiyle birinci ve ikinci galeride mavi bluzlar kalpaklı ameleden başka kimse görülmüyordu. Hele halk arasında portakal ve mandalina satanları gördükçe büsbütün İstanbul tiyatroları gözümün önünde tecessüm ediyordu; peynir, simit!..</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim oyuna dikkat etmediğimi ve daima etrafıma bakındığımı gören madenci arkadaş niçin seyretmediğimi sordu. Dalgınlık bu ya: “Geçen sene Vodvil’de görmüştüm.”  deyiverdim. Eyvah ki şu sözlerimden foyam meydana çıktı. Artık doğruyu söylemek icap etti. “Meraklı bir ecnebiyim ameleyi zenginlerden daha ziyade severim, onun için bunların arasında yaşamak daha ziyade hoşuma gidiyor.” demeye mecbur oldum. Bu sözlerimden kendisi de pek ziyade memnun oldu ve bana refakat ederek taş ocakları, ekmek fırınları gibi işsizler güruhunun mahall-i ikametleri olan yerleri dolaştırmaya ve dai-yi merak daha pek çok şeyler göstermeyi vaat etti. Ben de tiyatrodan çıkıp da ayrılacağımız zaman vaadini tekrar ettirerek ikisine de vazife-i teşekkür ve veda-yı ifa ettikten ve on gün içinde tekrar buluşmayı kararlaştırdıktan sonra eve geldim. İlk işim üstümü başımı çıkarıp ve çamaşırlarımı değiştirip döşeğe düşmek oldu. Akşamdan beri geçirdiğim ömür vücudumu fena halde yormuştu. O yorgunlukla başımı yastığa koyar koymaz uyumuş kalmışım.</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/paris-muhabirimizden-mektub-i-mahsus-14/">Paris Muhabirimizden Mektub-ı Mahsus</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
