<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taksim Bahçesi arşivleri - Servet-i Fünun Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.servetifunundergisi.com/etiket/taksim-bahcesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.servetifunundergisi.com/etiket/taksim-bahcesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 May 2019 13:03:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-31/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-31</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Oct 2018 22:30:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Memba]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tramvay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=30207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rast geldiğimiz su arabalarının haddi hesabı yoktu. O gayr-ı muntazam yolda kâh içleri dolu fıçılar yüklenmiş arabalara rast geliyoruz, lagar beygirler acınacak gayretlerle Erenköyü’ne doğru gidiyor, kâh dolmaya götürülen fıçıları</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-31/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Rast geldiğimiz su arabalarının haddi hesabı yoktu. O gayr-ı muntazam yolda kâh içleri dolu fıçılar yüklenmiş arabalara rast geliyoruz, lagar beygirler acınacak gayretlerle Erenköyü’ne doğru gidiyor, kâh dolmaya götürülen fıçıları taşıyanlara müsadif oluyoruz. Sanki bunları geçen hayvanlar da şu gitmenin bir de gelmesi var diye düşünerek yine gönülsüz yol alıyordu. Bizim arabayı sorarsanız boyunduruğunun altında lakaydane adım atan öküzlerin ayağıyla pek aheste kat-ı mesafe eyliyordu. Bereket versin ki yola erken çıkmıştık. Kozyatağı’nın son bağları arkada kalmış, Bakkalköyü hizalarından kıra çıktığımız vakit güneş henüz tulu etmeye başlamıştı. Ne hâli arazi! Yağmurun açmış olduğu hendekleri aştıkça fırtınaya tutulmuş gemi halinde çalkanan arabanın içinde hepimiz temaşa-yı tulu ile meşgul olduğumuz gibi hepimizin fikri de “Şu Kayışdağı’na bir varsak.”tan ibaretti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sahih, size daha söylemedim. Biz o gün Kayışdağı’na gidiyorduk. Kararı bir hafta evveli vermiş, akşamdan tedarik olunan öküz arabasına on saatlik nevalemizle dolmuştuk. İçimizde Kayışdağı’nı suyu kadar latif zannedenler vardı. Ben onların tatlı hayalini bozmak istemiyordum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sene sonbaharımızın letafeti hakikaten fevkalade! Bereketli yağmurların tesirleriyle bir reng-i zümrüdîn alan İstanbul civarının temaşasına insan bir türlü doyamıyor. Zaten yazın ardı arası kesilmeyen yağmurlar sayesinde çayırlar çemenler daima muhafaza-i teravet etmişti, şimdi büsbütün kesb-i revnak eyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hâlbuki bir hafta evveli şiddetli hükmünü icra eden fırtınalar Boğaziçi sakinlerinin ekserisini İstanbul’a naklettirdi. Bu sayede Beyoğlu Caddesi, Taksim ve Tepebaşı bahçeleri letafetini artırdı, Doğruyol piyasası revnaklandı. Pazar günü Taksim Bahçesi’ndeydim. Havanın ara sıra bozulmaya niyet göstermesi pek çok tenezzüh-perveri evinde alıkoymuş olduğu halde bahçenin yolları, gazinonun terasları yine hayli kalabalıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O esnada yanıma gelen bir zat da bana Beyoğlu tramvayıyla İstanbul tramvayının hiç kıyas kabul etmeyecek derecede olduğunu söylüyor: Beyoğlu’nda sürat var, nezafet yok; İstanbul arabalarında bataet var, temizlik zararsız diyordu; ben gülmeye başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(&#8230;)</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-31/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-48/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-48</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2019 18:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Çuhacı Hanı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğruyol Piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Kumpanyası]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Opera Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Koleksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Konkordiya Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Şantöz]]></category>
		<category><![CDATA[Splendid Lokantası]]></category>
		<category><![CDATA[Supplement Politique]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Bahçesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=34314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim bahar!  Ne kadar müştaktık ya! O tam altı ay süren uzun, sert kıştan sonra küşade havaya şiddetle ihtiyacımız vardı. Ağaçların tepelerinde görülen ilk yaprakçıklar, onların tatlı yeşil rengi, mütelevvin</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-48/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Mevsim bahar!  Ne kadar müştaktık ya! O tam altı ay süren uzun, sert kıştan sonra küşade havaya şiddetle ihtiyacımız vardı. Ağaçların tepelerinde görülen ilk yaprakçıklar, onların tatlı yeşil rengi, mütelevvin çiçeklerine karışarak ne hoş manzara teşkil eyliyor. O bütün kış şiddetli rüzgârların sadematı altında inlediğini gördüğümüz çıplak, kuru dalların tesir-i bahar ile taze hayat alması, ömrümüzden bir seneyi daha itmam ettiğimizi bize ihtar ederken yeni başladığımız sal-i hayata başka varlık, başka şetaret veriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(…)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meraktan meraka da fark vardır ya! Bu hafta tuhaf bir miras havadisi işittim. Sahihan gülünecek şeydi. Beyoğlu’nda mukim meşhurca doktorlardan biri vefat eder. Varis-i yegânesi olan biraderi emval-i metrukeye vaz-ı yed etmek üzere evine giderse de doktorun hal-i hayatında çok zannolunan servetinden bir şey zuhur etmez. Ufak evinde güzelce mobilya ile yazıhane derununda üç beş kasa anahtarı bulurlar. Tabii kasalar aranır, onlardan eser yok. Varis nevmit olmaya başlarken İstanbul’da Çukacı [Çuhacı] Hanı’nda müteveffanın bir odası olduğunu haber alırlar. Varisin anahtarları yakalayınca odaya nasıl koştuğunu söylemeye hacet yoktur değil mi? Odanın kapısı açılır. Üç tane cesim kasa… Heyecan artar, aman anahtarlar… Kasanın birini açtıkları zaman içinde yüzlerce cins muhtelif saat bulurlar. Ötekini, o da öyle, üçüncüsü</span><b>, </b><span style="font-weight: 400;">keza hep eski yeni cep saatleri dolu. Bu da bir merak değil mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyoğlu’nda İspilandit [Splendid] Lokantası’nda bir sütuna raptolunan o cesim lavanta şişesi de çoğunun merakını celp eyliyor. Şişenin bir deliğine onluk atacak altındaki düğmeye basacaksınız. Avucunuza, isterseniz mendilinize biraz lavanta dökülecek. On paraya bir hava-yı muattara bürünmek fena değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tepebaşı’nın Fransız Tiyatrosu da fena değil. Ne fayda ki oyunlar kalabalık olamıyor. Hatta müstecirler bu mahzurda dolayı yaz için getirecekleri İtalyan Opera Takımı’nı kâh Tepebaşı’nda kâh Konkordiya’da oynatacaklar ve birinde oyun verilirken diğer tiyatroyu kapatacaklarmış. Rağbet rekabeti nasıl artırırsa fıkdanı da rakipleri ittifaka davet eyler.</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-48/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Postası</title>
		<link>http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-49/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istanbul-postasi-49</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[[Ahmed İhsan]]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2019 18:45:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğlence/Meşgale]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçtimaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'dan Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[Çuhacı Hanı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğruyol Piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Kumpanyası]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Opera Takımı]]></category>
		<category><![CDATA[Koleksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Konkordiya Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Şantöz]]></category>
		<category><![CDATA[Splendid Lokantası]]></category>
		<category><![CDATA[Supplement Politique]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Bahçesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.servetifunundergisi.com/?p=34321</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalyan Kumpanyası’nın vüruduna intizaren Konkordiya’da birtakım şantözler şarkı söylüyor, geceleri üç beş seyirci bulunuyor. Pazar günü, sevdiğimiz birkaç arkadaşın sevkiyle oraya kadar gelmiştik. Şantözlerin fuaye teneffüshanesini görelim dediler. Bir on</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-49/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İtalyan Kumpanyası’nın vüruduna intizaren Konkordiya’da birtakım şantözler şarkı söylüyor, geceleri üç beş seyirci bulunuyor. Pazar günü, sevdiğimiz birkaç arkadaşın sevkiyle oraya kadar gelmiştik. Şantözlerin fuaye teneffüshanesini görelim dediler. Bir on sene var ki üst kattaki o salona hiç çıkmamıştım. Kapıdan içeri girdik, şaşırdım. Acaba burası değişmiş mi, yoksa on sene evvelki gözlerim şimdi yok da onun için mi manzarayı fena buldum. Tavan gayet basık, duvarlar murdar, pencereler önüne dizilmiş sanki kadife koltukların kanaviçeleri meydanda, mermer masaların üzeri leke içinde. Salonun birinden diğerine geçtik. Orası daha kasvet-engiz. O basık tavanlarda yanan lambalar ortalığa tahammülsüz bir koku, bir hararet veriyor. Şurada burada yorgun çehreli erkekler oturmuş, yanındaki şantözle konuşuyor. Masanın ortasında duran, nezafeti, sıhhati hakkında insanı büyük şüphelere düşürecek kadar garip renkte olan içkiden ara sıra birer yudum içiyor. Salon ne kadar kasvetli, hazin manzaralı ise burayı tezyine çalışan Avrupa’nın birer köşesinden dökülme muganniyeler de o kadar bitap çehreli. Hepsi de Fransızca konuşuyor. Birisi söylediği Fransızca ile Avusturya’dan geldiğini, diğeri kara gözleri kara saçları ile İtalyalı olduğunu, öteki de tavrıyla hareketiyle İngiltere’nin kim bilir hangi köyünden çıktığını anlatıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anlayamadığım bir cihet varsa o da o koca Konkordiya Tiyatrosu’nun temaşageran mevkiindeki beş on seyirci, şu salonlarda sade kahve içen üç dört müstehliki ile her günkü masrafını örtebilmesidir. Acaba tesadüfün, talihin kazandırdığı başka bir gizli iratları mı var?</span></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com/istanbul-postasi-49/">İstanbul Postası</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://www.servetifunundergisi.com">Servet-i Fünun Dergisi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
