';
353. Sayı / 6. Sayfa

Miladi Tarih: 16 Aralık 1897

Rumi Tarih: 4 Kânunuevvel 1313

5. Sayfa
2 Yazı
7. Sayfa
3 Yazı
Musahabe-i Fenniye

Fenin hâl-i hazırı hakkında birkaç söz – Keşfiyat ve ihtiraat – Kimyanın eski ve yeni devirleri – Altın yapmak – Gümüş ile altın bir cevherden mi? – Bir Amerikalının iddiası – Yine vahdet-ı kuvvet ve vahdet-i madde bahisleri – Kondayk [Klondike] altın madenleri ve merakib-i havaiye şirketi – Kükürt ve havas-ı garibesi – Medeniyet içinde bedeviyet asarı.

Bugün âlem-i medeniyette fünun ve maarifin vasıl olduğu mertebe-i terakki bir müddetten beri şayan-ı tetkik ve münakaşa görülmeye başlanmıştır. Beş on sene evvel fen ve marifetin akla hayret veren mahsulleri, ihtiraları, icatları meydana geldiği yani dünyanın bir ucundan diğer ucuna bir an içinde haber ulaştıran telgraf, arasında kilometreler bulunan şehirler sekenesini birbiriyle konuşturup görüştüren telefon ve daha bu gibi bedialar âlem-i insaniyete bahşedildiği zaman hiç kimse ulum ve maarifin kuvvet ve iktidarından şüphe etmeye cesaret edemiyor ve her türlü terakkiyat-ı medeniyeyi ve bu terakkiyata müftekir görünen istirahat-i beşeriyeyi bu yüzden bekliyordu… Lakin şimdi öyle değil. Fünun-ı hazıranın medeniyete tesirini iddia edenler içinde bunun aleyhinde bulunanlar var. Hem de Jan Jak Russo’nun [Jean Jacques Rousseau] yaptığı gibi yalnız ahlak nokta-i nazarından tamim-i maarifin tesirat-ı seyyiesi de muhakeme edilmekle kalmayıp âdeta fenin hiçbir iş beceremeden, beşeriyetin maneviyatını tezelzüle uğratarak iflas ettiği bile söyleniyor…

(…)

Kadınların Dava Vekâletine Kabulü

Bu mesele bir müddetten beri Fransa matbuatını haylice işgal ettiği gibi İngiltere ve Almanya matbuatı da Fransızlardan görerek meseleyi tamik etmeye başlamışlardır. Bu münakaşalara meydan veren de Matmazel Jan Şoven [Jeanne Chauvin] isminde bu kız olmuştur. Paris mekteb-i hukukunda parlak bir imtihan vererek diplomasını almış ve bir müddet mekteplerde talim ve tedrisle meşgul olduktan sonra mehakimde dava vekâleti icrasına müsaade istemiştir. Gayur kızcağızın talebi müşkülata uğradığı gibi kadınların dava vekâleti icrasına mahal var mıdır, yok mudur meselesini de meydana çıkararak hâlâ halline muvaffakiyet elvermemiştir.

Bir kız mekteb-i alide ikmal-i tahsil edip doktor diplomasını istihsal eyledikten sonra bu diplomanın kendisine verdiği haktan niçin mahrum kalsın? Madem ki nisvanın tababet tahsil ettikleri takdirde icra-yı tababet etmelerine müsaade olunuyor, buna da müsaade olunmalıdır fikrini terviç edenler bulunduğu gibi nisvanın mahkeme huzuruna çıkıp müdafaatta bulunmasını asla caiz görmeyenler de vardır. İki tarafın müddeiyatını ve muhakematını ne kadar dinlesek bundan bir netice çıkaramayız.

(…)

“Terakkiyat-ı nisvaniye taraftaranının mesaisi hükümsüz kalmamıştır. Tahsil-i ulum ve fünun eden ve az çok bidaası teslim ve tasdik olunan bir kadının müktesebatı mertebesinde ve müktesebat-ı ilmiyesini musaddık olan evrakın kendine bahşeylediği salahiyet dairesinde bundan istifadesi de gitgide temin olunup hukuk-ı nisvanın zıyadan vikayesi için âlem-i medeniyetin hüsn-i niyetle çalışmaya başlayacağından ümit-varız.”

İşte talebini umuma karşı müdafaa yolunda Matmazel Jan Şoven bu yolda idare-i kelam ediyor. Bu münasebetle Matmazel Şoven’in resmiyle avukat kadınlardan ikisinin resimlerini dercediyoruz.