';
319. Sayı / 8. Sayfa

Miladi Tarih: 22 Nisan 1897

Rumi Tarih: 10 Nisan 1313

7. Sayfa
2 Yazı
9. Sayfa
3 Yazı
Musahabe-i Fenniye

Taşir-i zaman – Bir gün yirmi dört saat – Bir saat yüz dakika – Bir dakika yüz saniye – Hesapta suhulet, tatbikte usret – Ozon – Ozonunun suda hali – Hava-yı nesiminin teşekkülü hakkında faraziyat-ı cedide – Veremin tedavisi: tüberkülinin tatbiki.

Usul-i tadat ve terkim “on” adedi üzerine müessestir. Bu sayede birden nihayet verilmeyen miktara kadar kolayca hesap edilmek müyesser olmuştur. Hesap kitaplarının mübadisinde tadat ve terkim işarı hakkında malumat verirler, muhassenatını gösterirler.

Bütün mukayesatın bu usule tatbiki hesabatta pek büyük bir suhuleti mucip olacak ve âlem-i medeniyet terrakkiyat-ı fenniye-i haziresiyle mütenasip mukayesata sahip olacaktı. Bu suhulet meydana çıkmış ve bir iki müstesnasından başka medeniyeler suhulet ve faydasını tahmin ve takdir ettikleri mikyaslara sahip olmuşlardır. Arzın çevresini ölçerek ve bu çevrenin kırk milyonda birine metre diyerek tuller için sabit bir ölçü bulmuşlar ve metreyi ona, yüze bine taksim ile desimetre, santimetre, milimetre denilen eczasını onar onar küçülttükleri gibi on, yüz bin mislini alarak dekametre, hektometre, kilometre denilen emsalini de onar onar ayırmışlardır.

(…)

Asırlardan beri bir gün yirmi dört saatten ibaret tanıldığı ve bir saatin imtidadına her tarafta, her meslekte her sanatta bu derece alışıldığı hâlde bunu tebdillik imkanı olmadığını komisyon anlamış da demiştir ki: Bari saatin icrasını taşir edelim.

(…)

Kutba Doğru: Karlar İçinde Fram Sefinesi ve Tersdat-ı Cuya
Kutba Doğru

Doktor Fridçok Nansen [Fridtjof Nansen]

-Geçen haftadan mabad-

Doktor Nansen’in Kristiyanya Cemiyet-i Coğrafyası’ndan talep ettiği şey hem denizde hem karada yürür bir sefineydi. Nansen diyordu ki: Bu gemiyi bana verin; lüzumu olan tayfayı, zahireyi, sandalları, kızakları, köpekleri, hasılı bütün istediklerimi de diriğ etmeyin; ben bunlarla memleketimize büyük bir şan, bir şan-ı ebedî kazandırayım.

(…)