';
407. Sayı / 3. Sayfa

Miladi Tarih: 29 Aralık 1898

Rumi Tarih: 17 Kânunuevvel 1314

2. Sayfa
2 Yazı
4. Sayfa
3 Yazı
Musahabe-i Fenniye

Sanat ve ticaret – Taklitte kâr – İncilerin suret-i husûlü – Sine-i asdafta – Tabiî ve sunî inciler – Filokseranın tedavisi – Kiyanus – Hayvanat ve nebatat üzerinde tesiri – Torpido istimbotlarının ıslahı – İspanya ve Amerika muhaberesi dersleri – Buhar ve elektrik makineleri – Zulmet-i leyl ve torpido istimbotları – “Holand” torpidosu, “Pelencer”in halefi.

Ulum ve maarifin terakkiyatından en ziyade erbab-ı sanat müstefit olmaktadır. Fünun-ı hazıranın iflasına hüküm olunması yani zannolunduğu derecede ve metih ve sitayişi için ibzal olunan kelimatın muhtevi bulunduğu meani mertebesinde terakkiyat-ı fenniye görülmediği iddia edilmesi üzerine Avrupa mecami ve ceraidinde akdemce şiddetli bir münakaşa meydanı açılmıştı. Bu münakaşat sırasında fünun-ı hazıranın lehinde olanlar, aleyhinde bulunanlar müttefikan terakkiyat-ı sınaiye-i asriyeyi tasdik eylemişlerdi. Ulum ve fünun ihtimal ki birtakım mesail-i içtimaiyeyi halle muktedir olamadığı gibi beşeriyetin salah-ı halini, mesudiyet-i maneviyesini temine medar olacak terakkiyat-ı fikriyeyi de belki tevlide medar olamamıştır. O bahis başka. Fakat havza-i ulum ve fünunda cilve-nüma olan terakkiyat sayesinde sanayinin pek ileriye gittiği ret ve inkâr kabul etmeyecek hususattandır. Nasıl inkâr olunabilir? Avrupa fabrikalarının mamulat ve masnuatı göz önünde durmakta, günden güne bu mamulat ve masnuat nefaset ve mükemmeliyet kesp ettiği gibi o nispette fiyatının da tehvinine muvaffakiyet elverdiği görülmektedir.

(…)

Mekteb-i Mülkiye ve Hukuk-ı Şahane Hukuk-ı Düvel ve Ticaret Muallimi Muhakeme-i Temyiz Azasından Merhum Ali Şehbaz Efendi

[İmza: Diran Çırakyan]

Merhum Ali Şehbaz Efendi

Ali Şehbaz Efendi’nin irtihaliyle Osmanlı âlim-i fazıl ve marifeti bir büyük rüknünü kaybetti. Şakirdan-ı ilim ve irfan yetim kaldı. Ağlamalı, bize bütün harekâtında hüküm ve vicdanından, her sözünde istikamet ve namustan, tekmil hayatında tahsil- i ilim ve marifetten, talim-i hakayık-i ilmiyeden bir an halî kalmamış olan böyle dâhilerimiz uful ettikçe yalnız benim gibi minnettar-ı kemalleri olan şakirtleri değil, cümleten ağlamalıyız. Çünkü onların yerini tutacak ashab-ı fazilet ve istikameti zaman işte pek zor yetiştiriyor, belki de yetiştiremiyor!

(…)