';
260. Sayı / 6. Sayfa

Miladi Tarih: 5 Mart 1896

Rumi Tarih: 22 Şubat 1311

5. Sayfa
3 Yazı
7. Sayfa
2 Yazı
Musahabe-i Fenniye

Ramazan-ı Şerif yatıp kalkmak itiyadını değiştiriyor – “Erken yatıp erken kalkmalı” bir kaide-i sıhhattir. Bu kaide doğru değil mi? – Köylülerle şehirlilerin mukayesesi- Sabahleyin geç kalkmanın kuvva-yi zihniyeye tesiri – Uyku ve sıhhat– Yemekten sonra yürümeli mi, yürümemeli mi? – Yemekten sonra uyumalı mı uyumamalı mı? – Eski ve yeni kaideler.

Ramazan-ı gufran-nişanın ezvak-ı maddiye ve maneviyesini tarif bizim salahiyetimiz dâhilinde değildir.  Nefsi yiyip içmekten mahrum etmek ihtiyacat-ı tabiiyeyi de tehvin eder. Bu suretle beden alaik-i maddiyeden tecrit ve bir safa-yı ruhani ile teşrih edilmiş olur. Oruçta iftirak ile vuslatın lezzeti ve neşvesi de vardır. Buralarını tavzihe girişmek istemiyoruz. Oruç esasen bir hamiye demek olup hamiyenin dahi her nevi devadan ziyade vücuda şifa verdiği mahz-ı hakikat ve şek ve şüpheden arîdir.

Ramazan’ın itiyata da tesiri olup geceleri sahura kadar oturanlar bittabi gündüz biraz geç kalkacakları gibi akşamdan biraz uyku kestirenler de birkaç saat sahurda yemek için vakit geçireceklerinden nasıl olsa yine eyyam-ı adiyede olduğu gibi sabahleyin erken kalkmaya muvaffak olamayacaklar ve kalkmak da istemeyeceklerdir. Erken yatıp erken kalkmak kaide-i sıhhiyesine riayeti olanlar için şehr-i sıyamda tebdil-i itiyat mecburidir.

Osmanlı Dram Kumpanyası

Resimlerini seyrettiğiniz zevatı size takdime hacet yoktur değil mi? Mütaliîn–i kiram meyanında bu çehreleri görmemiş, tanımamış pek azdır zannederiz. Hele nefais-perveran arasında Osmanlı Tiyatrosu sanatkârlarının müştakı çok ziyade olduğuna şüphemiz yoktur. O halde müştakan-ı ehli-i sanat olanlar, lubiyat-ı mahiranelerini seyrederken alkışladıkları bu zatları bir de sahife-i tasvirimizde görmekle tabii memnun olurlar. Tiyatro sanat-ı nefisesinin memleketimizde ilk tatbikatına başlandığı zaman şu meselenin meslek-i müşkil ve nazike heves etmiş olanların bakiyesinden müteşekkil olan Osmanlı Tiyatrosu bugün aktris ve aktör yirmi kişiye ancak baliğ oluyor. On sene kadar akdem şu sanata intisap etmiş bulunanlardan birkaç tanesini istisna edersek diğerleri hep ilk zaman tatbikat ve teessüsatın yadigârı gayur ihtiyarlardan ibaret kalır.