';
291. Sayı / 10. Sayfa

Miladi Tarih: 8 Ekim 1896

Rumi Tarih: 26 Eylül 1312

9. Sayfa
3 Yazı
11. Sayfa
2 Yazı
Resimlerimiz

“Nevşehir Kasabası”

Nevşehir kasabası yine kendi ismiyle müsemmi olan bir kazanın merkez-i idaresidir. Niğde sancağına tabi ve nefs-i Niğde’ye on altı saat bad ve mesafede kâindir. Nam-ı kadiminin “Muşkara” olduğu ata tarihinde okunmuştur. Cennet mekân Sultan Ahmet Han-ı Salis Hazretlerinin zaman-ı saltanatında makam-ı celil-i sadareti ihraz etmiş olan Teberdar Damat İbrahim Paşa merhumun maskat-ı reisi olmak münasebetiyle müşarünileyh Muşkara’yı imar ve ihyaya ve bir kasaba haline ifrağa muvaffak olmuş ve namını da “Nevşehir”e tahvil eylemiştir.

(…)

“Mösyö Otto Avsan”

Mösyö Otto Avsan -Anadolu Şimendifer Kumpanyasının ser-mühendisi- bir Osmanlı muhibbidir ki muhabbetinin mukabelesiz kaldığından şikâyet ederse haksızlık etmiş olur; zira bütün kendisini tanıyan Osmanlıların meyl-i mahsus-ı dostanesini kazanmıştır. Tasviri dikkat-i layıka ile nazardan geçirilecek olursa büyük bir zekanın asar-ı muntabiyesi inkişaf eder. Filhakika gözlerinin berrakiyeti, gözlerinden bir safvet- billuriye ile nebean eden nazarların rutubet-i maziyesi, büyük bir insaniyete delalet etmez mi?

(…)

Tetebbuat-ı Edebiye

-1-

Esalib-i Ezmine

Eslafın metrukat-ı kalemiyesini dikkat-i kâfiye ile mütalaa edenler üslub-ı ifadenin asran bad-ı asr uğradığı tahvilatı bilirler. Şimdiye kadar her lisanda pek çok üsluplar doğmuş, büyümüş, kemale ermiş, ihtiyarlamış ve adem-i istimale sukut etmiştir. Her zamanın bir şivesi, bir tavr-ı ifadesi, bir mişvar-ı mahsus-ı beyanı vardır. Lisan üzerinde her devr-i zamanın intiba-ı nüfuzu mahsus olur. Her asrın ayrı mazmunları, ayrı mecazları, ayrı kinayeleri, ayrı istiareleri, ayrı teşbihleri vardır. Cümleler bazı asırlarda gittikçe hafifleşmiştir. Bazı kelimatın mevzuları taaddüt etmiş, bazılarınınki değişmiş, bazı kelimeler mehcur olmuş, bazı kelimeler daire-i istimale girmiş ve hatta bazı kelimeler icat edilmiştir. Şive-i lisana, elfaz ve meaniye arız olan bu tagayyürat nahv ve sarfın tadil-i kavaidini icap etmiş, erkân-ı ibtidaiye-i fesahat bile tahavvülden kurtulamamıştır.

(…)