';
259. Sayı / 9. Sayfa

Miladi Tarih: 27 Şubat 1896

Rumi Tarih: 15 Şubat 1311

8. Sayfa
3 Yazı
10. Sayfa
2 Yazı
Resimlerimiz

“Değirmen Dolabı”

Birinci sayfamızdaki resmin manzarasını beğendiniz değil mi? İşte biz de fevkalade beğendiğimiz için hak ettirerek pişgâh-ı temaşanıza vaz eyledik. Bu Adapazarı’nda bir mevki-i ferah-fezadır ki kasabanın birinci mesiresi hükmünde sayılıyor. Adapazarı’nın nerede olduğunu tarife gerek yoktur zannederim. Her sabah Haydarpaşa’dan Ankara’ya Konya’ya doğru hareket edip giden katar, İzmit’ten sonra latif vadiyi, zarif gölü arkada bırakınca bir istasyonda tevkif eder ki üzerinde “Ada Pazarı” ismi okunur.  Hâlbuki asıl kasaba bir saat kadar içeridedir ve arabalarla giderler. Kariben bu yolda demir çubukların tefrişi mütesavver bulunduğu cihetle resmini temaşa eylediğiniz subaşına, çağlayan kenarına kadar da şimendiferle gidilecek demektir.

“Bingazi Kışlası “

Resmi gazetemize derç olunan işbu kışla hakkında Bingazi’den malumat-ı âtiye yazılmıştır.  Kasabamızın kıble cihetinde ve bir saat bad-ı  mesafede vaki Berka nam mahalde saye-i sütuvetvaye-i hazret-i padişahide akdemce inşasına mübaşeret olunup bu kere inşaatı reside-i hadd-i hitam olan 154 metre tulunda ve 16 metre arzında ve 2466 metre murabbaında cünud-ı zafer-nümud-ı cenab-ı padişahinin ikametine mahsus kışla-i hümayunun geçen şehr-i kânunuevvelde memurin-i mülkiye ve ümera-yı askeriye ile düvel-i mütehabe konsolosları ve muteberan-ı muhalliye hazır olduğu halde resm-i küşadı icra ve bu vesile ile de davet-i hayriyet-ayat hazret-i hilafetpenahi tekrar eda kılınmıştır.

İşbu kışla-i hümayunun karşısında mükemmel bir beylik bahçesi yapılmış ve enva-ı eşcar fidanları suret-i mahsusada Trablusgarp’tan celp ile gars edilmiştir.

 

Paris’te Bolonya Ormanı, Buz Eğlencesi
Uhuvvet-i Beşeriye ve Mikroplar

[257. nüshadan mabad ve hitam]

Mikropların keşfi üzerine hıfzıssıhhat ilmi belki doğrudan doğruya tababetten ziyade vüsat bulmuş ve kavaid-i sıhhiye esasından değişmiştir. Bundan yirmi beş sene evvel emrazdan vücudu sıyanet için müracaat olunan vesait bugün derece-i kafiyede değildir. Hatta nezaret ve taharatte şimdi başka nokta-i nazardan görülmekte bulunmuştur. Emrazın sirayeti belki bin sene evvelden beri malumdu. Karantinaların tesisi pek kadim olması bunu müeyyettir. Beşeriyet tesir-i marazı ve bunun sirayetini anlamıştır. Fakat sirayetini men için tevsil olunan tedabir matlup derecede müessir olamamıştır. Emraz-ı sariyeden biri bir mahalde zuhur ederse tababet tedavisinden aciz kaldığından ahali meyus oluyorlar ve marazın şiddetinden kaçmak isteyip böylece maraz-ı sariyi etrafa yayıyorlardı.